Vergi Hırsızlıktır - 2

İlk yazı şurada: Vergi Hırsızlıktır - 1.

Verginin hırsızlık değil gereklilik olduğunu savunanların klasik bazı önermeleri vardır (eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerini kim verecek?) ve bu önermelerin de yeni bir hipotez ortaya konurken irdelenmesi gerekir (ki hipotez çürümesin).

Hayal kurmaya devam edelim.

  • Öğretmene zaten şu an para veriyoruz: Üniversitelerin çoğu ücretli ve bu kurumlar devletten para almazlar, öğrenciden aldığı harç parası ile kendini döndürür. İlk ve orta dereceli okullarda da özel girişimlerin sayısı artıyor. Bu okulların niteliği ve öğretmen kalitesi de sürekli devletten daha yüksek oluyor (çünkü iyi öğretmenleri bünyesine katıyor).
  • Doktora zaten şu an para veriyoruz: Hastanelerde tedavi ücretli, doktora görünmek ücretli, ilaç ücretli. Eczaneye gittiğinizde muayene parasını kesiyorlar ilaç bedeli ile birlikte.
  • Kanalizasyonu her belediye yapmıyor, hatta yol yapması için belediyeye rüşvet bile verdiğimiz oluyor. Yolları da kalitesiz yapıyorlar, her sene bir başkasına peşkeş çekilen yol/kaldırım vb ihaleleri ile paramız (ie. vergimiz) cebimizden gidiyor. Bu kadar verimsiz ve denetimsiz bir süreç olamaz...
  • Emniyet güçlerinin özelleşmesi konusunda da örnek aslında gözümüzün önünde var: Hava alanı, avm gibi yerlerde özel güvenlik vardır. Bunun polis teşkilatına da uygulanması zor değil. Dizisi bile çekildi (APB - https://www.imdb.com/title/tt5542294/)
  • Tüm bunların temelinde, ayrıca vurgulanması gereken bir şey var ki "zaten bu sayılan her şeye para veriyoruz." yani vergi vermemek, mucizevi şekilde bunlara para vermemek anlamına gelmiyor. Vice versa; vergi vermek, bunları mucizevi bir şekilde beleş yapmıyor (ki vergi bizatihi ön ödemeli olarak bunlara para veriyoruz demek).

Türkiye'de gelirin yarısından fazlasını vergi olarak zaten devlete veriyoruz. Gitmediğiniz doktora vergi eliyle verdiğiniz paranın elinizde olduğunu düşünsenize. Maaşınız doğrudan 3 katına çıkacak: Kenara istediğiniz kadar para atabileceksiniz ve harcamalarınızı yapacağınız yeri kendiniz seçebileceksiniz. Yani doktora gitmek şeklinde ifade ettiğimiz mevzubahis sağlık hizmeti "prepaid" yerine "post paid" olacak, hiçbir şey değişmeyecek.
Not: Dolaylı vergi yükü yüzde 70'e dayandı: https://www.dunya.com/ekonomik-veriler/dolayli-vergi-yuku-yuzde-70e-dayandi-haberi-227803

Şu an hibrit bir sistem olduğu için bunları kafamızda canlandırmamız çok zor. Ama değişecek, zamanla tahayyül edeceğiz. Çok değil 400 sene önce "devleti, insanların oy verdiği bir başka bir avam yönetecek" deseniz gülerlerdi (ve kral boynunuzu vururdu). Birkaç yüz sene sonra da daha iyi bir sistemin gelip mevcut devlet sistemlerini (parlamenter, vb) değiştirmeyeceği ne malum? Ağırlığı giderek artan özel iştiraklerin devlet eliyle beslenen kurumların yerini alması ütopik değil. Başka örnekleri de önceki bir yazımda vermiştim (bkz: Serbest Piyasanın Fiyat Düşürücü Etkisi ve Regülasyon).

Bu bağlamda yukarıda vurgulanan maddeleri tekrar elden geçirelim;

  • Özel okullar olduğunda, aralarındaki rekabet ile fiyatlar makul seviyeye gelecektir ve ben "hangi okulun iyi, eğitiminin kaliteli, hocasının benim kafa yapıma uygun" olduğunu düşünürsem, çocuğumu ona gönderirim.
  • Özel hastanelerde fiyat/performans bağlamında inceleme yapıp, bütçeme uygun (veya rahatsızlığımın ciddiyetine göre) uygun bir sağlık hizmeti seçebilirim.
  • "Peki, ya yolları kim yapacak?" sık karşılaşılan bir sorudur, onu daha önce yanıtlamaya çalıştım (bkz: Peki Ya Yolları Kim Yapacak).
  • Bir hizmetten hangisinin iyi olduğunu bilmiyor isem, güvenilir olan birini seçebilirim, veya danışmanlık alabilirim.
  • İnsanların güvenini kazanan, temiz çalışan, yani işini iyi yapan kurumlar yücelecektir diye inanıyorum.
  • Tek detay ise, güçlü mahkemeler tüm bu sistemin temelinde yer alıyor.

Burada 2 husus açıkta kalıyor: ulusal güvenlik (herkesi ilgilendiren, sınır güvenliği) ve hukuk sistemi. Ben regülasyon ve "astığı astık kestiği kestik" bir yargı sistemi ile, doğru regülasyonlar ile yukarıda bahsedilen kurumların denetlenebileceği ve tekelleşmenin (ie. mafyalaşmanın) önüne geçilebileceğini düşünüyorum. Minarşi seviyesinde, yani minimum devlet gücü olacak şekilde sadece yargı ve askeri harcamalar için vergi toplayan bir devlet mekanizması benim hayalimdeki yapıya uyuyor.

Son olarak vurgulamak istiyorum ki: Ben sadece okuyucuyum. Bu işe ziyadesiyle kafayı yormuş, makaleler yazmış hocalarımız var ve aklınıza gelebilecek tüm sorulara yanıtlar üretmişler, teoriler kurmuşlar. Araştırıp bulabilirsiniz, paylaşmaktan da çekinmeyin.

Comments

comments powered by Disqus